Kapat

Grip ve Soğuk Algınlığında İyi Gelen Besinlerimiz…

Anasayfa
Blog Grip ve Soğuk Algınlığında İyi Gelen Besinlerimiz…

Grip ve Soğuk Algınlığında İyi Gelen Besinlerimiz…

Kış aylarında bağışıklık sistemimiz zayıflıyor. Yaşlılar ve özellikle de çocuklar hastalıklara daha kolay yakalanıyor. Vücutta enfeksiyon olduğunda da iştahsızlık görülmesi sebebiyle besin alımı da azalıyor. Grip ve soğuk algınlığına yakalanma riskini azaltmak ve hasta olduktan sonra da hızla iyileşmek için dengeli ve yeterli beslenmeye dikkat etmemiz gerekiyor.

Enfeksiyon hastalıklarında genel olarak vücudun enerji gereksinimi artmaktadır. Vücut ısısının 1 derece yükselmesi ise bazal metabolizma hızında %10-12 oranında bir artış getirmektedir. Enerji ihtiyacının karşılanması için; protein, posa, vitamin ve minerallerden zengin bir beslenme programı uygulanmalıdır. Su tüketiminiz, sıvı kaybı ihtimaline karşın günlük 2,5-3 litre civarında olmalıdır.

Özellikle, üst solunum yolları enfeksiyonlarında bağışıklık sistemine destek sağlayacak vitamin, mineral ve besinlerimiz:

C” Vitamini:

En iyi antioksidan vitaminlerden biridir. Gün içinde domates, taze biber, roka, maydanoz, mandalina, greyfurt, portakal, nar, kuşburnu ve kivi gibi “C vitamini” içeren besinler tüketilmelidir. Böylece vücuttaki savaşçı hücreler de güçlenir.

Zencefil:

Keskin tadı ve aroması ile solunum yollarını açıcı, sindirimi düzenleyici, toksin atıcı, gaz söktürücü ve antiseptik özellikleri vardır. Çorbalarda, taze olarak sebze yemeklerinde ve salatalarda kullanılabilir.

Çinko ve Selenyum:

Bağışıklık sistemi için önemli minerallerdir. Selenyum; deniz ürünleri, et, soğan ve sarımsakta bulunur.

Çinko ise kabak çekirdeği başta olmak üzere; çiğ fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, hindi eti, kuzu eti, kuşkonmaz ve mantarda bulunur. Bu minerallerin antioksidan etkisi yüksektir ve vücudun toksinlere karşı savaşan hücrelerini güçlendirirler.

Omega 3 Yağ Asitleri:

Omega 3, bağışıklık, beyin ve sinir sistemi, psikoloji, kalp-damar sağlığı için olmazsa olmaz bir besin ögesidir. Balık mevsiminin başlaması ile haftada mutlaka 2 gün balık tüketilmelidir.

Balık omega-3 dışında vücudun üretemediği elzem aminoasitleri de içerir ki bunlar hücrelerin yenilenmesi ve yaşlanmaya karşın gereklidir. Çiğ fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlarda Omega 3 içermektedir.

Beta-Karoten:

Sarı-turuncu bitkilerde bulunmakta ve en kuvvetli antioksidanlar arasında yer almaktadır. Balkabağı, havuç, ananas, hurma ve kayısı en fazla beta-karoten içeren sebze ve meyvelerdir.

Kuersetin;

Turunçgiller, elma, kırmızı üzüm, soğan, çilek, dut, böğürtlen gibi meyveler ve kırmızı soğan gibi besinlerin kabuklarında bulunan bir pigmenttir.

Kansere, kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır. Bağışıklık sistemi ve cilt sağlığı için önemlidir ve güçlü bir antioksidandır.

Zerdaçal (Kurkumin): 

Zerdeçalın antiinflamatuar etkisinin yapılan geniş araştırmalar neticesinde kurkuminden kaynaklandığı belirtilmektedir. Kurkuminin  inflamasyon ile ilişkili olan enzimleri düzenlemektedir.

İlginizi Çekebilir:  Elma Sirkesi Nasıl Yapılır?

İnflamasyon işleyişinin; beyin, kalp – damar, akciğer, metabolik ve otoimmün hastalıklar gibi birçok kronik hastalıkta rolü olduğu bilinmektedir.

Prebiyotik Besinler

Bağırsak sağlığı bütün vücudu etkilemektedir. Bağırsaklarda ne kadar probiyotik bakteri varsa metabolizma o kadar güçlü olur. Bu bakterileri artırmak için prebiyotik besinler tüketmelidir.

Kefir ve probiyotik yoğurt bu bakterilerden zengin besinlerdir. Bunun yanında pancar, muz, pırasa, enginar, sarımsak ve soğan da bu bakterilerin artmasını sağlar.

Sarımsak içinde kükürtlü bileşikler yanında A, B1 ve C vitamini de içeren çok faydalı bir besindir. Bu içerikler bağışıklığı kuvvetlendirerek ve hücreleri koruyarak antibiyotik, antiviral, antibakteriyel ve antifungal etki gösterir.

Sarımsağın bu etkilerinden yararlanabilmek için bütün olarak değil çiğnenip, ezilerek tüketilmesi gerekmektedir.

Kakule:

Bakteri ve virüslere karşı etkilidir. Soğuk algınlığı, bronşit, öksürük, yüksek ateş şikayetlerinin hafiflemesinde yararlıdır. Bağışıklık sistemini destekler. Sık sık enfeksiyon hastalıklarına yakalanan kişilerde direnç oluşmasına yardımcı olur. Ağız ve boğaz yangılarında etkilidir.

Ekinezya:

Üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu ve tedavi edici etkisi bulunmaktadır. Bağışıklık sisteminin etkinliğini destekler. Ekinezya ürünleri, hem soğuk algınlığına yol açan hem de uçuk virüs gibi virüsleri öldürüp, hem de virüslerin yol açtığı iltihap etkenlerinin miktarını kontrol ederek boğaz ve akciğerlerdeki iltihabın yol açtığı hasarı engellemektedir.

Beyaz Çay: 

Beyaz çay için toplanan çay yaprakları işlenirken çok az okside olduğu için,  yeşil çaya oranla daha fazla antioksidan içerir. Yeşil çay ile beyaz çayın faydaları aşağı yukarı aynıdır. Ancak, beyaz çayın antioksidan kapasitesi daha fazladır.

Beyaz çayda bulunan ateşin vücutta oluşan serbest radikalleri engelleyerek kardiyovasküler hastalıklara, diyabete, kronik inflamasyonlara ve kansere karşı koruyuculuk gösterir. Günde 1-2 fincan beyaz çay tüketerek bağışıklık sisteminize katkıda bulunabilirsiniz.

Ginseng:

Yorgunluk, bitkinlik gibi durumlarda vücut direncini artırır. Bağışıklık sistemini düzenler ve destekler. Kan sulandırıcı, kan basıncını ve kan şekerini düzenleyici, sinir sistemini dengeleyici etkileri bilimsel olarak ortaya konulmuştur.

Şeker hastası olmayan kişilerde yemek sonrası kullanıldığında kan şekerinin yükselmesini önler.  Ginseng, değerli ve etkili bir bitkidir. Bu nedenle piyasada çok sayıda düşük kalitede ya da sahte ürün yer almaktadır. Etkili olabilmesi için mutlaka güvenilir kaynaklı ürün satın alınmalıdır.

Oolong ve Rooibus Çayı:

Çay doğru bir şekilde demlendiğinde ve uygun miktarda tüketildiğinde antioksidan etki gösterir ve içindeki fenolik bileşenlerin kronik hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır.

İlginizi Çekebilir:  Ekşi Mayalı Ekmek...

Oolong çayının antioksidan etkisi çok daha fazladır, çünkü siyah çay ve yeşil çayın birleşimidir. Rooibus çayının da antioksidan oranı yüksektir ve çocuklar için güvenle kullanılabilir. Oolong çayı kafein içerir ama rooibus çayı kafein içermez.

Kakule Nedir? Faydaları Nelerdir?

Ülkemizde yetişmeyen kakule, yeşil görüntüsü ve hoş lezzeti ile mutfaklarımızda daha sık tüketmemiz gereken bir bitkidir.

Baharat olarak kullanılan kısmı tohumlarıdır. Tohumları, 3-4 mm çapında, yuvarlak, koyu kırmızı renkte ve yeşil bir kılıf içindedir. Bu tohumlar baharat olarak kullanıldığı için çay, kahve ve yemeklerinize oldukça güzel bir koku kazandırır. Kakule yeşil haldeyken toplanır ve olgunlaşması için güneşte bekletilir. Sağlıklı ve mutlu kalmanız dileğiyle… Afiyet olsun…😂😂😂

Kakuleli Türk Kahvesi;

Kakulenin en güzel kullanımı kahvelerde aroma verici halidir. Evde kendiniz bu kahveyi yapabilirsiniz. 2 kişilik kahve için;

Cezveye 2 bardak soğuk su, 2 tatlı kaşığı Türk kahvesi ve 1 adet ezilmiş kakule çekirdeği ekleyin. Dilerseniz şeker de ekleyebilirsiniz. Türk kahvesi yapar gibi pişirin. 2 kişilik kakuleli Türk kahvesi içime hazırdır.

Kakulenin hoş kokusu sayesinde kahvenizin aroması artacaktır. Tok karnına içilirse mideye de iyi gelecektir.

Kakulenin en çok tercih edilen ve fayda sağlanan bir diğer kullanım şekli ise çayıdır. 

Kakule bitkisiyle çeşitli çaylar hazırlayabilirsiniz. Her bardak çay için bir kahve kaşığı kakuleyi demliğe koyarak üzerine kaynar su ilave edilir. 5-10 dakika demlendikten sonra süzülerek tüketilir.

Kakule Çayı İçin;

 Kakule çayı, tohumları veya kakule baklalarını sıcak suda demlemek suretiyle yapılan bir bitkisel çaydır. Çay genellikle elma notaları içerir ve tatlı yemeklerin yanında tüketilir. Orta Doğu’da en çok tüketilen ve Hint mutfağının en çok kullanılan çaylarından biridir. hemen hemen yan etkisi görülmeyen kakule çayı sağlık için oldukça faydalı alanlarda kullanılır.

Kakule bitkilerinin herhangi birine alerjik reaksiyonları olan insanlar bu çayı içmekten kaçınmalıdır. Kakule çayı yapımı sıcak olarak gerçekleştirilebildiği gibi hazırlanan kakule çayı soğumaya bırakılarak buzlu çay olarak da tüketilebilir.

Kakule çayı hazırlamak için; yarım litre sıcak su bir demliğin içine boşaltılır. 3 adet kakule meyvesinin kabuğunu kırılarak çekirdekler sıcak suya eklenir ve 10 dakika demlenir.

Eğer kakulenin toz halindeki formu kullanılacaksa bir yemek kaşığı kakule tozunun sıcak suyun içine eklenerek demlenmesi beklenir. Kakule çayını sade tüketebileceğiniz gibi bal ya da esmer şeker ile tatlandırarak kullanabilirsiniz.

Tüm bitki çayları gibi kakule de şifalı etkiler sunsa da kronik rahatsızlıkları olanlar doktorlarına danışmadan kakule çayı tüketmemelidir. Hamile kadınların ve emziren annelerin kakule çayı tüketmesi önerilmez.

İlginizi Çekebilir:  Fırında Kaşar Peynirli Mantar Graten Tarifi...
Mide Bulantısı İçin;

Kaynatılan nanenin içine bir tutam kakule atın ve daha sonra limon ve bal ekleyerek tüketin. Mide bulantınız geçecektir. Yine mideye faydası olacak şekilde kakule kahvesi yapıp tüketebilirsiniz.

İştahsızlık İçin;

Kaynatılmış kakule içine esmer şeker veya bal ilave ederek tükenirseniz iştahsızlık sorununuz çözülebilir.

Bunlardan başka tatlı ve pastalarınızda da bu baharatı hem toz hem de tane halinde kullanabilirsiniz.

Kakulenin en bilinen faydalarından bazıları şu şekilde;

  • Kakule çayı; A vitamini, C vitamini, sodyum, potasyum, magnezyum, fosfor, demir, çinko ve kalsiyum gibi vitamin ve mineraller açısından oldukça zengindir. Vitamin takviyesi olarak kullanılabilir.
  • Sindirim sistemi sorunlarının hafifletilmesine yardımcı olur. Mide asitlerini düzenleyici etkilere sahiptir, sindirimi kolaylaştırırken mide ve bağırsak gazlarının azalmasına katkı sağlar.
  • Sakinleştirici özellikleri bulunan kakule çayı; depresyon, panik atak, kaygı bozukluğu ve stres gibi psikolojik problemlerle baş etmeye yardımcı olur. 
  • Yatmadan önce tüketilen bir fincan kakule çayı, vücudun ve sinir sisteminin rahatlamasına yardımcı olup rahat bir uyku uyumanıza katkı sağlar.
  • Kakule bitkisi, içindeki baharatlar sayesinde, en iyi doğal afrodizyaklardan biridir. Cinsel isteği arttırmaya yardımcı olduğu bilinir ve cinsel bozukluklarının giderilmesinde de yardımcı olan etkiler sunar.
  • Diş sağlığı için Hindistan’da kakule bitkisinden ve çayından sık sık yararlanılır. Antiseptik iltihap giderici özelliği nedeniyle diş ağrısı, diş kanaması, ağı kokusu gibi problemler için kakule çiğnenerek tüketilir. Aynı zamanda kaynatılmış kakule ile gargara yapıldığı da bilinmektedir.

Kakuleyi Kimler Kullanmamalı?

1- Kakule bitkisinin bilinen bir yan etkisi yoktur. Belirlenen “doz”larda ve “doktor kontrolü”nde kullanıldığı sürece güvenilir bir bitki olarak kabul edilir.

2- Yalnızca hamile ve emziren bayanların kullanması sakıncalıdır.

3- Bunlardan başka midesinde ülser olan kişiler doktorlarına danışmadan kullanmamalıdır.

4- Oniki parmak bağırsağında herhangi bir yara veya ülser olan kişiler de kullanmadan önce dikkatli olmalı ve mutlaka doktoruna danışmalıdır.

5-Safra taşı olanların dikkatli kullanması gerekir. Safra taşınız varsa yüksek miktarda kakule kullanımı safra taşı koliğini tetikleyebilecektir.

Kakulenin Yan Etkileri Nelerdir?

Düzenli olarak kakule kullanıyor ya da fazla miktarda kullanıyorsanız kakulenin yan etkileri görülebilir. Aşağıdaki belirtiler varsa kakule kullanımını bırakmalısınız:

  • Göğüs ağrısı,
  • Nefes darlığı,
  • Vücuttaki huzursuzluk hissi,
  • Alerjik reaksiyonlar…

Kakuleyi bıraktığınız halde belirtiler devam ediyorsa mutlaka doktora başvurmalısınız.